|
| |  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
| |
|
 |
MFÖ
JOLLY JOKER 21 OCAK 2012 22:00
Türk pop müziğinin efsanevi gruplarından MFÖ Jolly Joker sahnesinde. Tükenmeyen enerjileri ve her biri birer klasik olmuş parçalarıyla 7'den 77'ye herkesin hayranı olduğu grup 21 Ocak'ta sevenleriyle buluşuyor. Sınırlı sayıdaki biletleri tükenmeden alın. |
|
 |
Oİ VA VOİ
BABYLON 6 OCAK 2012 22:30
Laughter Through Tears ve Folklore albümleriyle tüm dünyada çok geniş bir dinleyici kitlesi edinen Oi Va Voi, İstanbul
Babylon sahnesinde Türk hayranlarıyla buluşuyor. Müziklerini soul, ska, trip hop, drum'n bass ve Balkan ezgilerinin bir
karışımı olarak tanımlayan grup 4 gece boyunca Babylon sahnesinde olacak. |
|
 |
KİBARLIK BUDALASI
TİYATRO KEDİ 5 OCAK 2012 20:30
Moliere'in ölümsüz eseri Kibarlık Budalası Haldun Dormen'in eşsiz oyunculuğuyla 4. yılına giriyor. 17. yüzyıl
Fransa'sında cahil ama bir o kadar da zengin bir adam olan Monsieur Jourdain'in (Haldun Dormen) hayattaki tek amacı
asilzade olabilmektir. Soylular arasına katılabilmek için birbirinden komik durumlara düşen Monsieur Jourdain'in öyküsü
yüzyıllar sonra güldürmeye devam ediyor. |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |

ROPÖRTAJ: ZEYNEP MERVE KAYA
Mösyö Chocolat kimsin sen Allah aşkına?
Je m'appelle Bertrand Chocolat. Adab-ı muaşeretten nasibini almış,
sivri dilli, zevk sahibi bir İstanbul beyefendisiyim. Yemek yapar, içecekler
hazırlar, sık sık alışverişe çıkıp dünyanın dört bir yanını dolaşır, yer, içer,
çanak çömlek toplar beğendiklerimi blog'umda yayınlarım. Öyle kolay kolay
da beğenmem hani! "Monsieur Chocolat Approved" damgasını almak kolay
değildir. Aklım 70'lerde kalmış -70'ler dediysem 1870'ler- yüzüm batıya
dönük, rage-comic tutkunu bir tür kolaj çalışmasıyım. Modası geçmiş
yemeklere, kavramlara ve kostümlere intramüsküler modası gelmiş aşısı
yaparım. Bu nedenle çoktan gözden düşmüş ve içi boşalmış bir kavram
olan "küçük burjuva"yı kendime tanımlayıcı sıfat olarak seçtim.
Derdin nedir?
Midebilimsel olarak doğru, siyaseten umursamaz olmak. Geçmişten
taşıdığım değerleri veya günümüzde yakaladığım trendleri, gerekirse bu
uğurda tersyüz edebilmek. Her daim leziz olanın peşindeyim ve görüntü için
lezzetten ödün verenleri, domates kabuğundan gül yapıp lezzet konusunda
sınıfta kalanları affetmem.
En büyük savaşım; şehirde yaşayıp şehirli olamayanlar ve şehirli olup
geleneksel tatlardan bihaber olanlarla... Tarhanayı masaya getirirken bir
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |

YAZI: ZEYNEP MERVE KAYA
"Bir zamanlar köpeğini çok seven bir adam varmış. Bu adam her
dakikasını köpeğiyle beraber geçirirmiş. Bu aşırı sevgisi, köpeğiyle nasıl
daha yakın olabilecekleri hakkında uzun uzun düşünmesine yol açıyormuş.
Sonra aniden köpeğini parçalamaya başlamış, iç organlarını ceplerine
doldurmuş. Bu sayede hayvanı vücuduna daha yakın hissedebilecekmiş.
Elbiselerini köpeğinin kanına bulamış ve parklarda onunla geçirdiği
eğlenceli saatleri düşünmeye vermiş kendisini."
Köpekler ve sahipleri arasındaki derin ilişkiyi kurcalayan araştırmalardan
ilham alınarak hazırlanan Oh! My Dog koleksiyonu, yüreğinizi ağzınıza
getirebilir. Köpek organlarına benzeyen kıyafetler, Çinli tasarımcı Chi He ve
DJ Buzz'ın ellerinden çıkma.
2011 yazında Londra'nın prestijli sanat ve tasarım okulu Central Saint
Martins'den mezun olan Chi He, anavatanı Şanghay'da geleneksel baskı
ve desen teknikleri eğitimi almış. Saint Martins'in mezuniyet defilesine
insanların aşırı köpek sevgisini yansıttığı Oh! My Dog koleksiyonuyla
damga vuran Chi He, geleneksel erkek kıyafetlerini eleştirerek kendi
hayal gücü ve espri anlayışını işlerine yansıtıyor. Jeremy Scott ve Eley
Kishimoto'nun yanında stajyerlerik yapan Chi He'nin henüz bir internet
sitesi veya satışta olan koleksiyonu yok. Yine de ismini aklınızın bir
köşesine yazsanız iyi edersiniz çünkü bu küçük kızın, Disneyland ruhu
taşıyan ve insanlara çocukluk hayalleri, mutluluk ve saflığı hatırlatacak
markasını geliştirmesine çok az kaldı!
|
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |

Gömlek: Karolina Zmarlak,
Bluz: Rebecca Taylor, Etek: Sretsis |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |

Bluz: Alice And Olivia,
T-Shirt: Katie Ermilio, Şort: Sretsis |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |

T-Shirt: Ted Baker,
Etek: Alice and Olivia |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |

HAZIRLAYAN : MÜGE SERÇEK
FOTOĞRAF : SAMED AKMAN
Defterinizi nereden aldınız?
Boş bulduğum her yer not almak ve bir şeyler çizmek için bahane
yaratır bana. Bu bazen bir kağıt parçası, bazen bir gazete ya da
mecmuanın kenarı, bazen satın alınmış bir defter, bazense bilgisayar
ekranı bile olabilir…
Nasıl bir defter kullanıcısısınız?
Kötü.
Ne zaman ilham gelir?
İlham gelmez. Her an hayatla ve yaşamla hesaplaşma halindeyim.
Yolda yürürken ya da biriyle sohbet ederken bile sorgulayıcı ve
meraklı biriyim açıkçası. Hayatımın tüm anları, sanatımın da anlarıdır.
Yapıtlar, tüm yaşam sürecimden ve dünyayla hesaplaşmalarımdan
süzülen sonuçlardır; hiç bitmezler ve tamamlanmazlar.
Defterinize dokunabilecek/dokunamayacak, nesnelerden/
öznelerden örnek verebilir misiniz?
Defterlerime -bu bilgisayar defterim de olsa-başkalarının |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |
dokunmasından çok hoşlanmıyorum sanırım. Onlar sanatçının en özel
alanları bana göre.
Defterinize yazılabilecek en güzel ve en kötü şey?
Bunu düşünmedim açıkçası. Şu an bir cevap vermeye çalışsam bile
bu çok doğru bir cevap olmayacak galiba.
Kimin defterine bir şeyler karalamak isterdiniz?
Üzerinde düşündüğüm bir konu değildi ama siz sorunca aklıma gelen
ilk isim Kafka oldu.
En sevdiğiniz defteriniz…
En zor soru.
Defterinize ulaşabilecekleri bir adres vermek isterseniz…
Nazan Azeri Atölye diyeceğim ama gerçekten sanatı hayatla
hesaplaşma, paylaşma ve bu yolla insan olma alanlarından biri olarak
gören çok özel kişiler için. |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
|
|  |
|
|  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |

Katlar arasında bir koridor,
Fotograf: Philippe Garcia/LaSociétéAnonyme |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |
Paris'in kalbi Champs Elysée Caddesi'ne beş dakika yürüme
mesafesinde bulunan tarihi Le Royal Monceau Oteli, tozlu
dekorasyonunu üstünden atıp baştan sona kendini yeniden yarattı.
İç mimari alanında reenkarnasyon olarak nitelendirebileceğimiz sanat,
gusto ve lüks karışımı projede pek çok ünlü ismin emeği var.
Le Royal Monceau, art-nouveau tarzdaki süslü girişiyle klasik Paris
otellerini andırıyor ancak fuaye ve odalara çıkan merdiven kısmında Starck
tasarımı detaylarla hip otellerden biri haline geliyor. Aynalar, dekorasyonda
büyük rol oynuyor. Havuz kenarında dahi aynalara rastlıyorsunuz.
Odalardaysa uzaktan kumandaya bastığınızda televizyona dönüşen ayna
duvarlar yer alıyor. Banyolar zaten duvardan duvara ayna.
Otelin bir diğer özelliği de kendi sanat galerisine sahip olması. Sanat
danışmanı Enrico Navarra'nın koleksiyonuna ev sahipliği yapan galerinin
sanat kitapları satan bir köşesi hatta artforbreakfast adlı bir blog'u bile
bulunuyor. Otelde ayrıca; parizyen kozmetik markası Clarins'in spa
merkezi, avangart moda evi L'Eclaireur'ün showroom'u, puro salonu,
sinema salonu ve özel tasarım bir Fransız bahçesi yer alıyor. Hepsi bu
değil, bu otelde yaşayabileceğiniz deneyimlerden biri de Paris'in pasta
duayeni Pierre Hermé'nin tatlıları...
Sadece yapım aşamasında iç dekorasyon alanında artık klasiklere imza
atan Philip Starck'tan, pasta dehası Pierre Hermé'ye kadar marka haline
gelen yaratıcıları bir araya getiren otelin müdavimleri de popüler isimlerden
oluşuyor. Paris Moda Haftası'nda görmeye alışık olduğumuz izleyici
kitlesini otelin kahvaltı salonunda bulmak mümkün. Sinema yönetmenleri,
oyuncular, mankenler, reklam guruları, moda tasarımcıları, kısaca Paris'in
kreatifleri artık burada toplanıyor.
Çoğu Starck projesinde olduğu üzere herkesin en az bir kez görmek hatta
geceliğine 800 Euro bütçesi olanların kalmak da isteyeceği türden bu otel;
gören kişide "sev ya da terk et" hissi uyandırıyor ancak, bu aralar çok
seviliyor, uzun süre de terk edilecek gibi gözükmüyor. |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |
İÇİNDE YAŞADIĞIM DERİ
Ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın yönettiği "İçinde Yaşadığım Deri" (La Piel Que Habito) 30 Aralık 2011'de
yılın son filmi olarak gösterime giriyor. Başrollerinde Antonio Banderas, Elena Anaya, Marisa Paredesjan ve Cornet
Roberto Alamo'nun oynadığı film, alışık olduğumuzun dışında stiliyle dikkat çeken bir gerilim filmi. Yıllar önce karısını
yitirmiş başarılı bir plastik cerrah her tür hasara karşı koyabilen ve yaşlanmayan suni bir insan derisi üretmeyi başarıyor.
Artık geriye tek bir sorun kalıyor. Doktorun isteklerine boyun eğecek ve onun deneği olmayı kayıtsız şartsız kabul
edecek bir kadın bulmak...
|
|
 |
ÇİZMELİ KEDİ
"Shrek" serisini sevenler için yepyeni bir macera yolda. "Çizmeli Kedi", "Shrek"in yan karakteri olmaktan çıkıp kendi
macerasına kavuşuyor. Üç boyutlu olarak çekilen filmi Chris Miller yönetiyor. Çizmeli Kedi'yi Antonio Banderas
seslendiriyor. Salma Hayek, Zach Galifianakis ile Billy Bob Thornton'un da seslendirme sanatçıları olarak kadrosunda
bulunduğu "Çizmeli Kedi", 13 Ocak'ta vizyona girecek. Meşhur Çizmeli Kedi masalının eğlenceli bir uyarlaması olan
çizgi animasyon, kılıç kuşanan bu kahraman kedinin, Shrek ile tanışmadan çok önce kasabasını kurtarmak için giriştiği
bir macerayı anlatıyor.
|
|
 |
EJDERHA DÖVMELİ KIZ
David Fincher'in yönettiği ve Daniel Craig, Rooney Mara, Christopher Plummer ile Stellan Skarsgard'nin başrollerinde
oynadığı "Ejderha Dövmeli Kız" da 13 Ocak'ta vizyona girecek yılın merakla beklenen filmlerinden biri. Geçen yıl
gösterime giren İsveç yapımı filmin başarısı üzerine, Amerika'da usta bir yönetmen ve yıldızlar kadrosuyla çekilen film,
İsveçli yazar Stieg Larsson'un bizde de çok satanlar arasına giren romanından uyarlanıyor. 40 yıl önce kaybolan bir
kadının gizemini araştırmaya başlayan gazeteciye aradığı destek en beklemediği yerden, yani 'ejderha dövmeli kız'dan
geliyor.
|
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |
ROBERTO CAVALLI'NİN YENİ PARFÜMÜ
Coty Inc.'in bir parçası olan Coty Prestige; Şubat 2012'de tüm dünyada başlayacak Roberto Cavalli reklamları için
model Elisa Sednaoui ile bir sözleşme imzaladı. Cavalli'nin yeni kokusunun yüzü olacak model, fotoğrafçı Steven
Klein'in kamerası önüne geçecek. Parfümün Türkiye lansmanı Mart 2012' de yapılacak. Bakalım bu birliktelik nasıl bir
parfümle karşımıza çıkacak... |
|
 |
YAŞLANMAYIN GENÇ KALIN
Bilimsel Dermokozmetik markası Benev, bu kez son teknolojiyle hazırlanmış Anti-Aging Topical Serum'uyla karşınızda.
Ürün, gelişmiş formülünde bulunan proteinler, vitaminler, DNA hasarını onarıcı enzim, hyaluronik asit ve botanikal
ekstreleri ile "genetik yaşlanma"yı tersine çeviriyor. Hücre oluşumunu tetiklerken dudak üstü, t bölgesi, alın ve kaz
ayakları çizgilerinin azalmasına da yardımcı oluyor. Elastikiyet kaybını önleyen bu serumla zamanın işleyişini durdurup
gün geçtikçe gençleşmeniz mümkün hale geliyor. |
|
 |
CİLDİNİZİ YENİLEMEYE NE DERSİNİZ?
Bioderma'nın en yeni ürünü olan Matricium® ile cildinizi şımartmaya hazır olun. Matricium®, tamamen ciltte doğal
olarak bulunan elementlerden oluşan, bu sayede gerçek bir cilt ve doku yenilenmesi için gerekli ortamı yaratan biyolojik
bir kompleks. Cildin orijinal fonksiyonlarını daha iyi bir şekilde gerçekleştirmesini sağlayan ürün, aynı zamanda kolajen,
elastin ve gag'ların yeniden üretilmesine de yardımcı olur. Cildinizin yaşlanma sebeplerine karşı daha dayanıklı
olmasını istiyorsanız bu ürünle mitotik indeksini 20 yaş seviyesine yükseltebilirsiniz. |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
 |  |  |
 |
 |
 |
SAÇLAR KORUMA ALTINDA
Nasıl her cilt farklı bir karaktere sahipse, her saç tipi de farklı bir yapıya sahip. Doğada ise herkesin saçına iyi gelecek
bir şey var: Altın kökü çiçeği. İşte Rareblossom, doğa ve teknolojiyi saçlarınız için bir araya getirdi. Her biri organik
sertifikalı olan ve içeriğinde altın kökü çiçeğini barındıran Rareblossom Şampuanlar, 4 ayrı saç tipi için, 3D Matrix
teknolojisiyle tasarlandı. 3 boyutlu yapı sayesinde saç telinde koruyucu bir film tabakası oluşuyor. Böylece aktif
maddeler daha yavaş salınarak, daha uzun süreli etki sağlanmış oluyor. Denemenizi tavsiye ederiz. |
|
 |
2012'DE YENİ VOLKSWAGENLER
Volkswagen, 2012 yılında pazara sunacağı binek araç modelleriyle fark yaratmayı hedefliyor. 2012 yılının ilk çeyreğinde
Türkiye'ye gelecek olan Sharan'ın ardından Beetle modeli meraklılarıyla bir araya gelecek. 100 km'de ortalama 6,6 lt'lik
yakıt tüketimi değerine sahip olan model, 1.4 TSI 160PS Manuel şanzımanlı motoruyla Basis ve Design olmak üzere iki
farklı donanım seviyesinde üretiliyor. Yeni yüzü ve ikisi benzinli olmak üzere 4 farklı motor seçeneğiyle sunulacak olan
CC'yse bir diğer model. Meraklılarına duyurulur. |
|
 |
BİLEKLER RENGARENK
Teknoloji, tasarım ve deniz sporlarını bir araya getiren TechnoMarine, rengarenk saatleriyle Avrupa'nın en popüler
kadın ve erkek aksesuarları arasında yerini alıyor. 2012 için özel olarak tasaralanan Night Vision (Gece görüşü)
modellerinden birine sahipseniz çeşitliliğe de hazır olmalısınız. Gün boyunca siyah renkte kullanacağınız saat,
karanlıkta tercihinize göre turuncu, mavi veya yeşil renklerde karşınıza çıkabiliyor. Her kıyafete göre rahatça
değiştirilebilen kayışlar, markanın en dikkat çekici özelliklerinden. Renkli olmayı seviyorsanız bir TechnoMarine saate
sahip olmanızda fayda var. |
|
|  |
 |  |  |
|
|  |
|
|  |
|
 |